Öne Çıkanlar iPhone 5 kullanıcıları şokta ! domuz eti DÜZCE POLİSİNDEN SAHTE PARAYA GEÇİT YOK aday tuzcuoğlu 7 BUÇUK MİLYONLUK HİBE DAĞITILDI

Bu haber kez okundu.

Düzce’de konuşulmayanların konuşulduğu “Yorumlu-Yorum” programında Öncü Medya Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, gündeme damgasını vurmaya devam ediyor. Öncü TV ekranları ve 100.2 Radyo Öncü ortak yayını ile gündeme damgasını vuran “Yorumlu-Yorum” programının son bölümünde Ünsal, Düzce Belediye Başkan Yardımcısı Okan Kaltu ile ilgili bir önceki programda dile getirdiği ifadeleri hatırlattı.

Okan Kaltu’nun bu ifadeler üzerine Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’ye sormadan Fevzi Çakmak Mahallesi’nde bulunan Düzce Adliyesi’ne başvurabileceğini kaydeden Ünsal, “Geçtiğimiz günlerde Okan Kaltu arkadaşı belediye başkan yardımcısı budandı, edildi, eğlendi diye bir eleştiri yapmıştık ve demiştik ki akçeli işlerden uzaklaştı. Tabii bu da farklı tepkilere sebep olmuş. Farklı tepkilere sebep olunca, tabii bize de bu sitemler, tepkiler geliyor. Ben diyorum ve açık ve net söylüyorum. Okan Kaltu, akçeli işlerden elini ayağını çektin. Burada ne yaparsın bilmiyorum, ama akçeli işler imasında bulunup da bunu herhangi bir şekilde gönle veya nefse veya yargıya, idarede değerlendirmek istiyorsan adliye Fevzi Çakmak’ta, başkan yardımcısı Okan. Hadi git, “Biri bir şey ima ediyor” de, gidebilirsin. Faruk Özlü’ye de sormana gerek yok. Gidebilirsin” dedi.

ARKAMIZDA ALLAH VAR GAM YOK

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İçişleri Bakanlığı Vali – Mülkiye Başmüfettişliği görevine atanan Vali Selçuk Aslan’ın veda yemeğinde Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü ile aralarında geçen diyaloğu anlatan Ünsal, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Vali Bey'in veda yemeğinde -ben hatta sosyal medyamda paylaşmıştım- Faruk Bey (Özlü) de tabii birçok protokol oradaydı. Bir merhabalaştığımızda bana şunu söyledi kendileri. Dedi ki; ‘Tarık Buğra derdi ki, köşe yazarlığı ve gazetecilik yorumu, düşman kazanma sanatıdır. Siz bunu fazlasıyla yapıyorsunuz.’ dedi. Biz de ‘Siz düşman olmayın kim olursa olsun.’ diye bir latifeyle karşılık verdik. Ama bu memleketin meselesini, insanların meselesini anlatırken mutlaka düşman kazanıyoruz. Ama bir o kadar da dost kazanıyoruz. Bir o kadar da gönül kazanıyoruz. Arkamızda Allah var. Bundan gayrını düşmanlar düşünsün diye ben bir paylaşım yapmıştım. Arkamızda Allah var. Bir iş rıza-i ilahiye göre yapılıyorsa kimin ne olduğu önemli değil. Biz burada neyin müdafaasını yapıyoruz? Düzce'nin müdafaasını yapıyoruz. Yapılmayan hizmetlerin, görülmeyeni göstermeye çalışıyoruz. Burada biraz kantarın topuk kaçtığı oluyor veya tam kantarı ayarlayamadığımız zaman da oluyor. Ama ameller niyetlere göre. Niyetin neyse amelin o. Düşmanımız var mı? Vardır. Bize tezgâh, dümen kurmak isteyen var mı? Vardır. Bizi buralardan çekmek isteyen var mı? Vardır. Bizi buralarda bertaraf etmek isteyen var mı? Vardır. Var mı? Var. Evet var. Korkutmak isteyen var mı? Var. İktidarın veya farklı güçleri kullanarak bizi maddi, manevi, içtimai zora düşürerek teslim almak isteyen, diz çöktürmek isteyen var mı? Var. Ama bizim arkamızda Allah var. Kimse boş hayal kurmasın. Biz herkese göre değiliz. Herkes istediğini düşünür. Herkes de niyetine göre hareket eder. Amma velakin memleket, millet mesele; gerisi teferruat diyor. Evet. Önce Düzce. Bizim meselemiz Düzce, gerisi teferruat. Onun karşısında kim durursa dursun, ne olursa olsun umurumuzda değil. Çünkü gerçekten bu ülkenin, bu milletin derdiyle dertlenen bir liderimiz var ve liderden ziyade bunun etrafındaki insanların aynı dertte olmadığı zaman o derdi bizim hatırlatmak gibi bir görevimiz var. Bir misyonumuz var.”

ARABANIN KOLTUĞUNA YAPIŞTI

OTOBÜS TAHSİS EDİN DE MAKAM ARABASINI GERİ VERSİN

Yapılan değişikle BELTAŞ Genel Müdürlüğü’nden BELKA Genel Müdürlüğü görevine getirilen Üzeyir Yiğit’in kendisine tahsis edilen aracı henüz teslim etmemesini “Arabanın koltuğuna yağıştı, otobüs tahsis edin de makam arabasını geri versin” diyerek yorumlayan Ünsal, son olarak şu açıklamalarda bulundu:

“Şimdi burada enteresan olan şu. Beltaş'ın aldığı bir tane araba var. 4x4, çok özel bir araba. Makam arabası. Bunu Üzeyir Bey verememiş, daha teslim edememiş. Vermemiş Beltaş’a. Ben de Muhsin Yavuz var, ulaştırmadan sorumlu. Dedim ki, aradım tabii latife bu. “Beltaş'ın şantiyesinden kaç numara geçiyor?  Bir numara tahsis et arabaya. Çünkü genel müdürün altında araba yok. Bu otobüsle gitsin gelsin bari. 82 numarayı tahsis et.” dedim örneğin. Bakalım ne olacak, araba verilecek mi? 82 numara tahsis edilecek mi? Ya mahkeme kadıya mülk değil. Üzeyir Bey, Üzeyir efendi… Üzeyir genel müdür. Tam böyle istediğin yere geldin, ama ekonomi yok orada tabii. Beltaş gibi, ama burada tam istediğin yere geldin ya. Beltaş'ın arabasını da iade et de efendim seni fazla konuşmayalım.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.