“BU TİPLER HEM KALİTEYİ DÜŞÜRÜYOR, HEM DE PRESTİJ KAYBINA YOL AÇIYOR”

DÜZCE

Düzce Çalışan Gazeteciler Cemiyeti Derneği Başkanı Mustafa Armutcu, Öncü TV ekranlarında sözde gazetecilere, adeta gazetecilik dersi verdi. “Bir bakıyorsunuz adamın gerçek mesleği simitçilik, boyacılık, çaycılık ve çorbacılık olabiliyor. Ama bir bakıyorsunuz kendisine ‘Gazeteciyim’ diyor. Düzce’de kendine gazeteciyim diyen tipler türedi. Tabii bunlar aslında bizler için utanç vesilesi” diyen Armutcu, sözde gazetecilerin meslekte kalitenin düşmesine ve prestij kaybına yol açtığını belirtti.

Öncü TV ekranlarında, Düzce’deki yerel basının sorunları konuşuldu. Manşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Canan Üstüner’in hazırlayıp sunduğu “Güne Merhaba” programına konuk olan Düzce Çalışan Gazeteciler Cemiyeti Derneği Başkanı Mustafa Armutcu’nun gündeminde son yıllarda ortaya çıkarak kendilerini ‘gazeteciyim’ diyen sözde gazeteciler vardı.

Öncü TV ekranları ve 100.2 Radyo Öncü ortak yayını ile geniş kitlelere ulaşan “Güne Merhaba” programında Armutcu, Düzce’deki gerçek gazetecilerin hak ve menfaatlerini savunmak için derneği kurduklarını söyledi. Hedeflerinin ise Düzce yerel basınında birlik ve beraberliği sağlamak olduğunun altını çizen Armutcu, eline her mikrofon alıp cep telefonu ile görüntü çekerek kendisine ‘gazeteciyim’ diyenlere toplumda karşılığı olmadığının altını çizdi.

“Düzce basınında bugüne kadar birlik ve beraberlik sağlanamadı”

“Maalesef Düzce basınında birlik ve beraberlik sağlanamamıştı bugüne kadar” diyerek programdaki sözlerine başlayan Armutcu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Düzce’de 20 yıldan beri bir dernek var, ama maalesef ne gazetecilerin hak ve çıkarlarını, ne de basın kuruluşlarının menfaatlerini savunacak düzeyde değildi. Biz burada bir eksiklik gördük ve ciddi bir talep vardı. Biz de bu mesleğe gönül veren arkadaşlarla bir araya geldik ve dedik ki; ‘Düzce’de gerçekten gazetecilerin hak ve çıkarlarını savunacak, gazetecileri bir araya toplayacak ve çoğunluk olmasa bile büyük oranda birlik ve beraberliği sağlayacağız.’ dedik ve böyle bir dernek kurmak istedik. Adını da basın mensupları için çok önemli bir gün olan 10 Ocak’tan esinlenerek  Düzce Çalışan Gazeteciler Cemiyeti Derneği’ni kurduk. Çünkü 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’dür. Bizde derneğimizin kuruluşunda burasını referans alarak, ismini bu şekilde koyduk. 15 Aralık’ta kurduk biz derneğimizi. Gerçekten, sizin gibi bu mesleğe emek verenlerinde desteğini alarak bu yola çıktık. Henüz resmi bir yerimiz olmadığı için, bir yer arayışımız var. Bir de şunu yaptık, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nden önce, bu mesleğe gerçekten ömrünü vermiş, öncülük etmiş insanları hatırlatmak istedik. Onların kabirlerini ziyaret ettik. Mesela rahmetli Bedrettin Maradit olsun, Damla Gazetesi’nin kurucusu Ali Beşer olsun, Cihat Tutkun ve belki de Düzce’nin ilk basın şehididir Ruhiye Üner’in anısını yaşatmak adına hem bir kahvaltı programı düzenledik, hem de bu insanların yakınlarına şükran plaketi sunduk, onların hatıralarını yad etmek amacıyla.”

“Asıl mesleği simitçi, boyacı, çorbacı veya çaycı, ama kendisine ‘Gazeteciyim” diyor”

Düzce’de hiçbir gazetecilik eğitimi olmayan ve hiçbir gazetecilik vasfı bulunmayanların kendilerini ‘Gazeteciyim’ diye tanıttığını ifade eden Armutcu, bu kişilerin asıl mesleklerinin ise farklı olduğunu anlattı.

“Bu durum bizler için utanç meselesi”

Bu tür kişilerin, gerçek gazeteciler için bir utanç meselesi olduğunu kaydeden Armutcu, “Düzce’de gerçekten geçimini gazetecilik yaparak sağlayan insanlar var. Maalesef geçmişteki Gazeteciler Cemiyeti yönetimi döneminde bu insanlar doğru temsil edilemedi, onların hak ve menfaatleri savunulamadı. Şöyle bir örnek vereyim; hiçbir gazetecilik eğitimi olmayan, hiçbir gazetecilik vasfı olmayan, sadece bir internet sitesi kurarak ortaya çıkan tipler görüyoruz son zamanlarda. Bir bakıyorsunuz adamın gerçek mesleği simitçilik, boyacılık, çaycılık ve çorbacılık olabiliyor. Ama bir bakıyorsunuz kendisine ‘Gazeteciyim’ diyor. Tabii bunlar aslında bizler için utanç vesilesi. Bu tiplerin ortaya çıkması, hem mesleğimiz adına bir itibar kaybına neden oluyor, hem de prestij kaybına yol açıyor. Şimdi baktığınız zaman, bu işi gerçekten yıllardır emeği ile yapan insanlar var, bir de daha dün piyasaya çıkmış ‘Biz onlara sözde gazeteci diyoruz’ bu tipler var. Dernekler geçmişte maalesef bu tip adamların eline geçtiği için, bu tip insanların yönetimine geçtiği için, maalesef bu işi emeği ile yapanlara faydası dokunmadı. Örneğin, hayatını kaybeden gazetecilere bir vefa bile gösteremediler. Düzce’de uzun yıllardır gazetecilik yapanlara, ödül dahi veremediler. Dolayısıyla, bu mesleğimiz açısından bizi çok üzen bir durum. Bizim bu derneği kurma amacımız buydu. Yani mesleği daha kaliteli bir hale getirmeyi hedefliyoruz ve bunun için adımlar atacağız, önümüzdeki süreçte yapacağız bunları.” şeklinde konuştu.

“Düzce’de kalite açsından gazetecilik biraz geriye gitti”

Kendilerine “’Gazeteciyim” diyenlere programda gazetecilik dersi veren Armutcu, “Ben Düzce’ye geldiğimde 2 tane gazete vardı ve 3’üncü gazete olan Manşet Gazetesi’ni biz kurduk. Daha sonra da gazeteler arttı. Gelinen noktada baktığınız zaman Resmi İlan alan 6 tane gazete var. Bunun dışında ciddi bir kurum olan Öncü TV ve Düzce TV var. Bir de haftalık çıkan güçlü Burası Düzce ve Pusula gibi gazeteler ve ajanslar var. Bu yüzden biz Düzce’de gazeteciliğin çok ileriye gittiğini söyleyemiyoruz. Evet basın kuruluşlarının sayısı arttı, ama meslek kalitesi açısından biraz geriye gittik. Bunu nereden biliyoruz; bunu yapılan haberlerden biliyoruz, bunu işte bazı programlardan görebiliyoruz. Biraz eğitimsizlik var bu konuda. Hani mektepli ve alaylı ayrımı yapmak istemiyorum, ama belediyenin bir programına gittik en son, belediye başkanının konuşması bittiği zaman alkışladı onu. Hiçbir gazeteci, hiçbir basın mensubu, hiçbir siyasetçiyi alkışlamaz. Çünkü gazeteciler onların çalışanı veya memuru değildir. Ama maalesef bakıyoruz, ben bizzat şahit oldum bu yüzden kalite açısından ileriye gidemedik şu an” ifadelerini kullandı.

“Sözde gazetecilerin toplumda hiçbir karşılığı yok”

Kendisine ‘Gazeteciyim” diyenlerin, toplumda hiçbir karşılık bulamadıklarını sözlerine ekleyen Armucu, “Baktığınız zaman, Düzce’de kendisine ‘gazeteciyim’ diyen tipler türedi. Bunlar sosyal medyadan paylaşım yapıyorlar, ama bunların toplumda hiçbir karşılığı yok. Yani bunlara gazeteci bile denmemesi lazım. Gazeteci Canan Üstüner gibi olması lazım. Yoksa eline mikrofon alıp, cep telefonu ile fotoğraf çeken ya da sosyal medyada veya bir internet sitesi açarak oradan farklı amaçlar gütmeye çalışanlara biz gazeteci demiyoruz. Tabii bazı kurumlar, buna siyasetçiler dahil bu inşaları kullanmayı seviyorlar.” açıklamalarında bulundu.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.